Dünya’da Zulüm

 

Zulüm Konusuna Giriş

 

İsterseniz, lügatlerdeki zulüm tarifi ile başlayalım yazımıza.

Zulüm: Adâlete uymayan hareket, haksızlık; hak edene hakkını vermeme. Eziyet, cefa, işkence.

Zalim: Zulmeden, bir kimsenin hakkını zorla elinden alan, haksızlık yapan. Mehametsiz, gaddar.

Mazlum: Zulme uğramış olan, zulüm  görmüş bulunan. Halim selim, yumuşak, sessiz (kimse).

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri var olan olgu; Zulüm. Yani zulüm, insanlığın babası Hazreti Adem (a.s.) ile annesi Hazreti Havva’nın yeryüzüne gönderilişlerinden kısa bir süre sonra başlamıştır.

Habil'in kendisini çekemeyen kardeşi Kabil tarafından öldürülmesi olayı insanlık tarihinde zulüm olgusunu başlatan bir olaydır.

Kabil ihtirasları sebebi ile kardeşini öldürerek, insanların yaşama haklarını elinden alma zulmünün tatbikinde bir öğretmen vazifesini yapmıştır. O gün bugün bu zulüm her zaman, her yer ve her devirde işlenir hale gelmiştir.

Zulmün iki tarafı vardır. Zalim ve mazlum. Zalim ihtiraslarını gerçekleştirmek için, ilahlığını ilan için, üç günlük dünya hayatını refah ve sefa içinde geçirmek için zulmetmiş, diğer insanlar da bu uğurda zulme düçar olmuşlardır. Bu uğurda kurban olmuşlardır.

Mazlumlar, bu dünyada çektiklerine karşılık imanları derecesinde Ahiret’te mükafatlarını alacaklardır. Fakat mazlumların tersine zalimlar hem bu dünyada, hem de Ahiret’te layık oldukları cezaları çekmeye mecburdurlar. Bu alemleri yaratan Allah Teâlâ’nın değişmez kuralıdır.

Kur’an ve Sünnet zulme karşı çıkmakta, zalimliği şiddetle yasaklamaktadır. İnsan olan, gücü yeten insanlara da zulmü durdurma vazifesi verilmiştir. Zulme rıza göstermenin zulüm, haksızlık karşısında susmanın da “dilsiz şeytanlık” olduğu dile getirilmiştir.

Yazımızı burada noktalıyor ve konunun diğer bölümleri ile dünya’da zulüm boyutunu anlatan seri yazılara devam edeceğimizi Allah Teâlâ’nın izni ile ilan edyoruz.

Selam ve dua ile...

29 Aralık 2004