Yazılar

Ankara’da Neler Oluyor?

Ne zaman kendimizi rahat hissetmeye başlasak, sanki gökten zembille iner gibi bela ve uğursuzluklar tepemize yuva yapıyor.

Bu kez dokuz koldan saldırı var. PKK, ABD ve Yahudi İşgal Devleti eli ile yeniden canlanmaya başladı. Aynı zamanda İran’da da katliamlara başladılar. ABD, eşzamanlı olarak Türkiye ve İran’a boyun eğdirmek için yeni bir yol bulmuş durumda.


Bunun bir de ülke içi kolu var. Mubarek!.. Sanki üç kuruşluk rahatımızı zehir etmek ister gibi bir hava esiyor.


Fakat bu hava, milletin rahatı, huzuru ve de insanlık namına esmiyor nedense. Zaten bir asır boyu huzuru ancak rüyada gören milletin ensesinde boza pişirme sevdası...

Aslına bakılırsa, bize en çok çektiren dış değil, iç düşmanlardır. Bu günlerde yine onlar dışarıdakilere rahmet okuturcasına meydanlarda çirit atıyorlar. İnsanlık tarihi boyunca olduğu gibi, bugün de hem bu vatanın kaymağını yiyorler, hem de ortalığı karıştırıyorlar.
Bu kadar girizgahtan sonra konuya gelebiliriz.
“Hükümet, rektörlerin isteği doğrultusunda YÖK Yasa Taslağı’nı tekrar görüşmek üzere geri çekti”ğine dair haberler insanın içini burkuyor. Yine mi hükümet çakallara boyun eğdi dememek için kendimi zor tutuyorum. Halbuki ne kadar da sevinmiştik... Altı yıllık zulüm ve işkencenin azda olsa son bulacağı düşüncesi ne kadar da güzeldi.

Altı yıl boyunca okulunun kapısı kendisine açılır düşüncesiyle nöbet tutanlar... Soruların tamamını, ya da bir iki eksiği ike çözdükleri halde üniversite yokuşunda gırtlağından sıkılarak saf dışı bırakılanlar... Sırf düşmanlık için üniversite yolu kapatılan İmam Hatipliler... İlahiyat Fakultelerini bitirdikleri halde öğretmen olamayanlar... Bileğinin gücü ile kazandıkları ünvanlarına rağmen Üniversiteiere sığmayan profesörler... Kısacası yüzbinleri bulan bir kitle ile, zulme isyan eden milyonlar, YÖK Krallığı’nın sona ermesini istiyorlar. Hükümetin geri adım atması, herkesi üzmüştür.

İki Kemal eşittir 365 milletvekili demek istemiyoruz, ama durum onu gösteriyor. Şimdiye kadar hangi işlerde rektör, dekan ve profesörlerin sesi çıktı? Hangi düzenlemede bu kadar seslerini yükselttiler? Bugün birden bire nasıl oldu da varlıklarını anladılar, meleket menfaatlerini düşünür oldular? Anlaşılan yeni bir ihtilal kalkışmasının provası YÖK, rektörler, dekanlar ve profesörler seviyesinde yapılıyor. Tabii öğrencileri sokaklara dökecek sebepleri yok...
İyi de neler oluyor Ankara’da? YÖK ve Kralı Gürüz ve Alemdaroğlu Hükümete başkaldırma gücünü nereden alıyor? Onlara kim arka çıkıyor? Hangi iç ve dış mihraklardan emir ve destek alıyorlar?. Esas mesele nedir?

Mesele sadece ve sadece arpalıklarının sona erecek olması mı? Krallıklarının yerinde durmayacak olması mı? Benim verdiğim vergilerle zıkkımlandıkları halde benim milletime düşmanlık etme imkanlarının ellerinden gidecek olması mı?
Bundan gerisi laf mı?

Artık milletin yakasından düşün deneceğini sandığımız bir anda, onlar hedeflerine ulaşıyor ve hükümeti çalışamaz hale getiriyorlar. Bu çevreler, ne DANA-SOL, ne MANA-SOL, ne de Azınlık Ecevit Hükümeti zamanında bir hoşnutsuzluk gösterdiler. Devlet tepetaklak aşağı doğru giderken hiç zızlanmadılar bile.

Eee!.. Nasıl olsa maaşları biryerlerden bulunup ödeniyor. Kendileri de krallar gibi astığı astık, kestiği kestik yaşıyorlar. Tarlalar da iyi arpa veriyor. Bundan daha iyisi olur mu?
Kavga, “yeter artık, bir hesap verin” anlamı taşıyan bir hareketlenme olduğu zaman patlak veriyor. YÖK’çüler saltanatına son... Üniversiteler Hanedanlığı’na son... Arpalıklara son... Zulme son diyen bir hükümete savaş açılmaz da gül mü atılır?
Fakat Hükümetin geri adım atıp, YÖK tasarısını geri çekmesi insanı karamsarlığa sevkediyor. Esas mesele burada düğümleniyor.
Meslek Liseleri konusu ertelendi.
Başörtü konusunu bir başka bahara bıraktık.
Geriye İki Kemal’in zulüm krallıklarına son vermek kaldı. Bunu da çıkmaz ay, ya da seneye bırakmak uygun olur mu?

Şunu kimse unutmasın! Bu vatan bir ayakları dışarıda olan üç beş adamın değildir. Memlekete ayak bağı olmak için çırpınanları uyarırız.