|
ABDnin Paralı
Fedaileri
- "Silopi'de askerlik komedisi.. ABD'nin Şırnak'ın Silopi
İlçesi'nden ABD ordusuna paralı asker alacağını duyanlar
muhtarlıklara akın etti."
- "Amerika'nın Irak'a saldırı için gerekli desteği
bulamaması üzerine Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan,
Körfez ülkeleri ve Pakistan'daki medya kuruluşlarına ve
gazetecilere 200 milyon dolar fon ayırması tartışmalara
neden oldu."
- "TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhanın hükümete yönelik
saldırılarının perde gerisinde, eski ABD Büyükelçisi Mark
Parrisin bulunduğu söyleniyor... TOBBu ikna edemeyen ABD,
Tuncay Özilhanı ikna edip, ABD ağzıyla konuşturmuş."
İşte size kafayı oynatmanıza sebep olabilecek üç haber!..
Bunlardan birincisi fertleri, ikincisi medyayı, üçüncüsü de
Türkiyenin patronlarını hedef alıyor. Satın alma
meselesi... Gönüllü vampirlik... Para karşılığı can alma
pazarlığı.
Bana kalırsa, biz millet olarak kafayı yemiş bulunuyoruz. Ya
da boş bir sevda uğruna, para sevdası uğruna intihar
ediyoruz.
Baksanıza; gençler ABDye ölüm makinesi olmak için sıraya
dizilmiş. Medya patron ve yazarları yine kalemlerinden
damlayan kanlarla beslenmeye başlamış. Bir asır boyu
milletin kanını emen patronlar dolarlara teslim olmuşlar.
Son ikisini bir asırdan beri tanıyoruz. Hep bildik, tanıdık
isimler bunlar. Onların para için satamayacakları, para
uğruna vezgeçemeyecekleri hiçbir şey yoktur.
Fakat ABDnin paralı katili olmaya can atan vatandaşlara ne
demeli? Onbeş yıldan beri askeri olmak istedikleri ABDden
çektikleri yetmemiş gibi bir hava var bölgede. Tarihden
ibret alınmamış gibi bir durum mevcut. Bu insanlar bu kadar
unutkan olamazlar!..
Menfaat uğruna sınırın ötesine itilmiş olan kardeşlerini
koyun satar gibi benim ezelî ve ebedî düşmanlarıma satma
girişiminde bulunanlara nasıl bir tavır koymam gerekir? Bir
tarafta Ozan: Kimler çizmiş bu sınırı gönlüme/Çekilmiyor,
çekilmiyor gardaşım diye feryat ederken, öbür tarafta
Müslüman kanı ve gözyaşının üzerine saraylar dikmeye
hazırlananlar var. Durumun tezatlığına bakın.
Seksen yıl önce ekilen çürük tohumlardan bu kadar çürük bir
nesil çıkar. Paralı katil olmaya iten başka ne olabilir ki?
Hükümeti satın alamayan ABD, bir kısım medya ile İstanbul
sermayesini çoktan satın almış durumda. Hükümetten fedai
asker de verilmiyor. Bu yüzden conileri koruyacak birileri
gerekiyor.
Asker, pardon piyon alınması konusunda ABD, gerçekten bu
teklifi yapmış olabilir. Ya da seksen yılda bu milletin
yüzde kaçının ABD mandasını kabul eder hale getirebildiğini
anlamak için bir deneme yapıyor olabilir. Yahut da bu ülkede
hâlâ satılık insan olup olmadığını anlamak için prova
yapıyor olabilirler.
Durum meçhul! Fakat tarihimize baktığımız zaman böyle
hainlerle dolu olduğunu görürüz. Her şey olabilir bu ülkede.
Zaman da, zemin de, aldığımız eğitim de buna müsaittir.
Aslına bakılırsa, bu bir devlet politikasıdır. Halkının
adamdan başka her şey olmasını isteyen ve düzenini bu yapı
üzerine kuran bir devlet politikası. Beyni, kalbi ve bedeni
sağlam olan insanlar bu düzen için her zaman tehdit
oluşturmuştur. O yüzden adamdan başka her şey olan bir
millet oluşturmak için çaba harcanmıştır. Bir koyup, üç alma
mantığı da bu politikanın bir ürünüdür. Paralı katillik
de... Satılık olmak da...
ABDnin yapısı, satın ya da zorla almak üzerine kurulmuştur.
Her şey benimdir mantığı var. Altı milyar insanı hiçe
sayma, yok sayma mantığı hakim...
Şimdi yine aynı oyunlar sergileniyor. Bildik oyunların
tekrarı... Bugün Anadolu çocuklarını satın alıp, Iraklı
Müslümanları katledecek, yarın bir başka Müslüman beldenin
insanlarını satın alıp, Anadolu halkını katledecekler. Bütün
oyun bu.
Bunlar, dünyanın kurulduğu günden beri yaşanan hak-batıl
kavgasının değişmez olayları. Fakat beni düşündüren ve can
evimden vuran başka bir nokta var.
Ve ben aklımızın ucundan geçmeyecek şeylerin birden bire
nasıl olur hale geldiğini düşünüyorum.
ABDye kiralık asker olmak isteyenleri... Sütçü İmamın
çocuklarını... Antebi gazi, Maraşı kahraman, Urfayı
şanlı yapan neslin çocuklarını... İngiliz, Fransız ve
İtalyan işgalcilerini çalı süpürgeleri ile süpürüp Güneydoğu
Anadoludan atan kahramanların çocuklarını... Canlarını
Allah yolunda çekinmeden veren şehidlerin ve gazilerin
torunlarını... Kutsal emanetlerimi teslim edeceğim neslimi
düşünüyorum.
Ve Kurtuluş savaşından bugüne kadar olan seksen yılda
geldiğimiz noktayı düşünüyorum.
Bugün Irak Müslümanlarını katletmek için ABDnin gönüllü
katili olmayı canı gönülden isteyen, hatta birbirleri ile
yarışa girenlerden korkmaya başlıyorum. Yahu!.. Bugün
kiralık katil olanlar, yarın ana-babalarını bile kıtır kıtır
doğrarlar.
Gel de aklını oynatma! Dünya artık günü kurtarma dünyası
olmuş. Birinin kanı bir diğerinin sefahat ilacı haline
gelmiş. Ben bu durumda neye, kime güveneyim? Çıldırdı mı bu
millet? Neler oluyor bize? Üç günlük dünya saadeti çok mu
önemli? Bir gün ölmeyecek miyiz? Kim hesabının
sorulmayacağından emin?
Bu adamlara: Madem para karşılığı fedai olmak için can
atıyorsunuz. Ben size istediğiniz maaşı vereceğim. ABDye
karşı savaşacaksınız desem aynı heyecanı bulabilir miyim
acaba? Hiç sanmıyorum. Savaş sonunda bay Amerikalı olma
hayali de varmış.
Medya, patronlar ve fedai olmaya hazır bir toplum. Kendi
saadetlerini başkalarının kan ve gözyaşı üzerine kurmakta
tereddüt etmeyenler grubu. Bu durum bize acı bir gerçeği
hatırlatıyor. Bir devlet, içinde bulunan hain ve satılık
insanlarla daha kolay yıkılır. Ya da tersi...
Garip gelip, garip gidecek olan bir dinin garip taliplileri
olmaktan imtina edenlerden her şey beklenir. Adam olmaktan
başka!..
ABD, fedailerinin canlarını alacak fedailer de bulur. Bu
asla unutulmaya!..
Selam ve dua ile. |