|
Bizanın Kısır
Döngüsü Ankarada Hortladı |
Fatih Sultan Mehmet,
İstanbulu fethetmek üzere. Dışarıda savaş sürerken Bizansın
papazları da kilisede toplanmış, melekler dişi mi, erkek mi
tartışmasını yapıyorlar. Tam bir kısır döngü... Vatanını savunmak ve
savaşı kaybederek zelil olmaktan kurtulmak için çaba sarfetmek
yerine boş tartışmalarla zaman kaybetmişler.
Aynı kısır döngü, altı asır sonra Ankarada yaşanıyor. O günün kısır
döngüsünü aratmayacak bir şekilde... Ortaçağ Bizansında yaşanan
kısır döngünün daha acısı olanı sahneleniyor.
Bizimkiler, melekler dişi mi, erkek mi tartışması yapmıyorlar.
Allahın dinini ortadan kaldırmanın tartışmasını yapıyorlar.
Modern(!) çağın tek hücreli ilkel mahlukları bu kısır döngünün
gönüllü aktörleri. Ne aktörü, olsa olsa palyaço olur bunlar.
Afganistan elden gitmiş, Irak harab edilmiş ve savaş kapımıza
dayanmış... Bizim nam-ı diger büyüklerimiz(!) haçlı istilalarından
nasıl kurtulacaklarını düşünecekleri yerde, başörtüsü ile
uğraşıyorlar. Bu halleri ile Bizans papazlarından kalır tarafları
yok ne yazık ki! Aksine fazlalıkları bile var. Papazlar, bir acaba
sorusuna cevap aramak için, yersiz ve zamansız bir tartışma
başlatmışlardı. Bu kısır tartışmalar da sonları oldu. Bizim papazlar
da Allah Teâlânın koyduğu hükümleri ortadan kaldırmak için tartışma
başlatıyor, mücadele ediyorlar. Kuranın bir harfini inkar etmenin
dinden çıkmak olduğunu bile bile yapıyorlar. Efendileri yallarını
kesmesinler diye... Allahın dinine düşmanlık olsun diye...
Yeryüzünde temiz insan kalmasın diye... Batıl hakim olsun diye...
O günün hıristiyan papazlarına düyecek bir sözüm yok. Çünkü onlar
bir taraftan Allahın dininden nasiplerini alamamışlar... Çünkü
onlara efendilerinin sunduğu muharref dinlerinden anladıkları ile
yetinmeye çalışıyorlardı. Bizdeki medenî(!) papazların ortaçağ
dedikleri bir zaman diliminde onlar bu tartışmaları yapıyorlardı.
21. asrın papazları ise, Kuran ve Sünnette kaynağı olan konuları
tartışmaya, daha doğrusu ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.
Bizanslı papazlar, bir gerçeği bulmak için tartışıyorlardı.
Bizimkiler de yasak koymak için tartışıyorlar. Zaman dilimi ne kadar
farklı olsa da, fiili durum aynı. Yani o zaman da savaş kapıyı
çalmıştı, şimdi de. O zaman bu kısır tartışmalar hıristiyanlık dini
adına yapılıyordu. Şimdi de İslam dinini ortadan kaldırmak için
yapılıyor. Bunlara göre bizanslı papazları daha gerçekçi buluyorum
desem, arı kovanına çöp dürtmüş olurum.
Ortaçağ papazları cevap arama adına sadece kendilerine zararı olan
bir tartışmanın içerisine girmişlerdi. Bugünküler ise, Allahın
dinini ortadan kaldırmak için tartışma başlatıyorlar. Küfrün hakim
kılınması gayreti... Dinsizlik...
Dışarıda savaş varken, papazların kiliseye kapanıp kısır tartışmalar
yapmaları bize garip geliyor değil mi? Kapımızda savaş varken,
birilerinin bu milletin inanç ve giyimi uğraşmaları niye garip
gelmesin? Halbuki bizim papazlar, bu tartışmayı doğruya ulaşmak için
değil, Allahın emirlerini yasaklamak için yapıyorlar. Yani din
düşmanlığı. Halbuki bizdekiler, sıkıştıkları zaman biz de
müslümanız diyorlar.
Tilkilerin ot yediğini dahi bilemeyen, tilkiler ot yer diyenleri
cahillikle suçlayan, gerçeği sorup öğrenemeyecek kadar da kara cahil
olan bir adamın sözlerine bir bakalım:
Türban özel yaşamda serbest. Ancak türbanın kamu alanlarında ve
devlet yaşamında yeri yok. Bu konuda verilmiş yüksek yargı kararları
var.
Önce bir breh breh çekelim isterseniz. Bu adam bunları hakkediyor.
Sonra da üşütme noktasına gelmeden; La havle vela kuvvete, illa
billahil azim diyelim. Bu ifade, artık kendimi tutamaz hale
geldiğim zaman beni frenleyen bir duadır. Dünyanın en alçak ve ve
şerrefsiz adamlarına küfürler savurmamam için gereken bir frendir.
Müslümanlarla fütursuzca alay etmekten ve zulmetmekten geri durmayan
bu mahluklara karşı sakin olmak başka türlü mümkün olmuyor.
1. Bugün kamusal alan olmayan bir yer var mı? Bana bir iki tanesini
sayabilir misin?
Benim insanımın evindeki radyo bile İslami program dinleniyor diye
irtica(!) aleti sayılmıyor mu? Sen hangi kafa ile özel yaşamdan
bahsedebiliyorsun? Millet ile alay mı ediyorsun? Hadi bakalım,
düzenin oluru olmayan bir resmi, ya da başka bir şeyi yatak odana
asda özel yaşamını görelim.
Sen başörtüsünü sokakta yasaklayan kanun tasarısının meclis
başkanlığında olduğunn da bilmiyorsundur.
Bu mu senin kamu ve özel alan anlayışın?
2. Yüksek yargı kararları varmış.
Getir şu yüksek yargı(!) kararlarını da görelim. Senin gibi on adamı
o kurumların başına getirsek, nefes almayı bile yasaklarsınız.
Önce kanunun Allahtan mı kuldan mı olduğuna, sonra da o kanunları
uygulayanlara bir göz atmak gerekmez mi?
Aslında tesettürün yasak olduğuna dair ne anayasanızda, ne de
kanunlarınızda bir madde yok. Kendi kanunlarınıza bile sadakat
gösteremeyecek kadar .... insanlarsınız. Allahın kanunlarına
uyamazsınız zaten.
Düşman kapıya dayandı. Yatak odalarınıza kadar girmeden kısır
döngülerden tevbe edin ve düşmana karşı ne gibi plan ve
stratejileriniz var, onları konuşun.
Öncelikle müslümanlardan elinizi çekin!.. Bu daha hayırlı olur
sizler için.
www.muhammedmucahid.net |
|