Yazılar

Figüran Türkiye

Hepimiz birer figüranız. Başkasının adına oynuyoruz. Birileri emrediyor, biz de o emre binaen oynuyoruz. Halbuki Allah bize başkaları adına ve başkaları için figüran olma görevini vermedi. O, aktör olmamızı ve kendisinin emirlerine göre oyunu oynamamızı öğütlemişti.

Allah`dan başkasına tapmayacak... Başka ilahlar edinmeyecek... Köle olmayacak... Putları içimizden ve yeryüzünden silip atacaktık...

Biz bu sözümüze sadık kalabildik mi? Allah`dan başkasının emir ve arzularına, dayatmalarına hayır diyebildik mi? Allah`ın kitabına sımsıkı sarılabildik mi? İçimizdeki ve dışımızdaki bütün putları kirabildik mi?

Hayır!..

Yaratılış gayemizin çizgisinden saptık. Allah`dan başkasından da korkar olduk. Çünkü Allah`dan korkmayanlar her şeyden korkarlar. Hatta bu korku onları kendisine ilah edinmeyi bile normal karşılamasına sebep olur.

Şimdi herşeyden korkuyoruz. Onun için de figüran olmak bile bize haz veriyor.

Biraz korku!.. Biraz menfaat!.. Biraz makam!.. Biraz da servet!.. İşte bizim figüranlığımızın karşılığı olan dünyalık kazançlarımız.

İman ettik diyoruz, fakat şirke giden yola çadır kurmuşuz. Müslümanız diyoruz, fakat kafirlerden farksız bir yaşantıya rıza gösteriyoruz.
Allah’dan başka tapacak yoktur, bunu biliyoruz. Öyle ise şeytanın yanında ne işimiz var? Sahi Allah`a tapanlar batıl düzenlerden ne bekliyorlar acaba? Bu düzenlerin içerisinde ne arıyorlar? İkinci bir ilah mı?


Korkuyoruz!.. Allah`dan başka her şeyden korkuyoruz. Yaratılmışların vereceği ceza ağır basıyor. Üzerimizde Allah`tan korktuğumuza dair bir belirti yok gibi. Fakat bizi yönetenlerin tuvalet bekçilerinden bile korkuyoruz.
Korkmuyorum senden ey cellat başı
Sen de yaratılmış bir kul, bir cansın
Bir kaç kemik ve et, bir avuç kansın
İmanımız gereği bizi bu şekilde haykırmaktan alıkoyan ne? Susmak, yapılanları sineye çekmek, neyin icabı dersiniz? Size herşeyi kırın dökün demiyorum. Sadece kulların kulluğunu reddedin diyorum.
Allah’ın hesap sormasından muaf tutulacağımızı zanneden var mı? Böyle düşünenler ve böyle kabul edenler bizden önceki kavimlerin hikayelerini iyi okusunlar.
Kulların cezaları ile Allah’ın cezaları arasında bir benzerlik bulunabilir mi? Kendimizi seçim yapma zorunda hissememizin anlamı nedir?
Kuldan ceza almamak için çırpınıyoruz, ama Allah`dan ceza almamak için bir hazırlığımız var mı? Kuldan korkmak ve ceza almamak için el etek öpmemiz bize yakışıyor mu? Niye üç kuruşluk dünya zevki için bütün bunlara katlanyoruz?
Neden?
Yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacak. Herkes hesap verecek. Bunun tersi var mı?
Öyle ise neden kendimizi kandırıyoruz? Korktuğumuz dünyalıklarımızın önünde kıyama duruyoruz. Sevmemiz gerekenleri sevmiyor, sevmememiz gerekenlerin önünde secdeye kapanıyoruz.Sonra da Allah`a iman ettiğimizden söz ediyoruz. Allah ve Rasulü`nü sevdiğimizi iddia ediyoruz.
Kendimize bile yalan söylediğimizin farkında değil miyiz? Neden gerçekleri görmüyoruz? Etrafımıza perde mi çekildi?
Kör müyüz?.. Sağır mıyız?.. Dilsiz miyiz?.. Ne oldu bizlere?
Allah`ın bizlere nasip ettiği imanın şükrünü eda edemedik. Onun için de ayaklar altında sürünüyoruz. Şeytanın yolu çok mu tatlıydı ki biz Allah`ı terkettik. Hangi güzel şeyi bize vadetti de, şeytanın peşine takılmakta fayda bulduk.
Unutmayınız!.. Kim Allah`ı terkederse, Allah`da onu terkeder. Ve o kul yüzüstü öyle bir düşer ki, onu Allah`dan başka kimse bir daha ayağa kaldıramaz.
Kimse kızmasın bana dostlarım!
Siz kızarsanız, Allah düşmanlarıda kızmazsa üzülürüm. İmanımdan şüphe ederim. Onların bana kızmamaları onlara yakın olduğumun ifadesidir. Beni kendileri için bir tehlike görmüyorlar demektir.
Onların bir figüranı, bir kölesi olduğum müddetçe, Allah`a uzak durduğum müddetçe beni severler. Allah`a olan imanımın derecesinde de bana düşman olurlar.
Zorda olsa, Allah`ın verdiği rolü oynamak mecburiyetindeyiz. Tek kurtuluşumuz budur. Kulların figüranı olmamak bizim en büyük vazifemizdir.
Tarihin bizden “insanca geldiler, figüranca yaşadılar ve yaşadıkları gibi de gittiler” diye bahsetmesini ister misiniz?
Selam ve dua ile...

www.muhammedmucahid.com