Yazılar

Şeytanı Sevindirenler!

Sonunda olacağı buydu! Eskiden kendini bilmez adamlar ve teşkilatlar arasında "tekfir etme" moda idi. Bu moda artık partileri de kapsar oldu. Anlayacağınız "tekfir etme" yeni bir boyut kazandı. Kırk elli yılını bu dava uğruna harcamış olan koca koca adamlar, "cennet benim, cehennem senin" oyununu oynuyorlar.

Bunun adına "tekfir etme" diyoruz. Yani birinin diğerini "kafir" ilan etmesi...
Kolayını bulduk artık. Her şey basit. Masraf da istemiyor. Menfaatimize mi dokunan oldu, adamı kafir ilan eder ve işini bitiririz. Tekerimizin önüne taş mı konuldu, "hain" damgasını vururuz, olur biter. Giriştiğimiz bir işte yenilgi mi aldık, birilerini "günah kaçisi" ilan ederiz, o da olur biter.

Sebep hazır... Atmak Bolca çamur da var... Cezaları uygulayacak cellat, zebani ve köleler de var. Yürüyen tekerlerimizi yavaşlatanları bile anında bitiririz.

Bu da yetmezse, bir pul yapıştırır göndeririz cehenneme!.. Gerisini zebaniler hallederler... Kabadayı tabiri ile racon kesmeye kalkışanı hemen çizeriz.

Bugünlerde çizilme sırası Tayyip Bey`de. Bu ameliye uzun bir sureden beri devam ediyordu. Bir yandan derin devlet, öbür yandan bizimkiler çizip duruyorlar. Son bir seneye yakın zamandan beri de "tekfir bıçağı" ile çiziliyor. Düşmanın salladığı kılıçtan dostun attığı gül daha yaralayıcıdır. Fakat bizimkiler, sağ olsunlar insanın ahiretini haber veriyor gibi bir haldeler. Gül atmak şöyle dursun, cehenneme postalıyorlar adamı.
Daha önceleri "hain" ya da "hasta" damgaları vurup dururlardı.

Büyük şefler "başla" komutunu verir vermez, "çömezler" anında arslan yürekleri ile ileri atılıp işi bitiriyorlar.

Sebep hazırdır demiştik yukarıda, fakat adından söz etmemiştik. Müsadenizle ondan da bahsedelim.

Tayyip Bey ve arkadaşlarının suç dosyaları hayli kabarık(!). İhanet... Davaya zarar verme... Hezimete uğratma... Davadan kaçma... Bölme, vesaire...
Bu kadar suçu sinesinde barındıranlara neler yapılmaz kı? Üzerine bir pul yapıştırılıp cehmmeme bile postalanır.

Hâşâ diyorsunuz, ama bir de pratik hayattaki gerçeği unutuyorsunuz. Had bildirme gerceğini... Olay bu!

Had bildirme ve kafir ilan etmenin bir de öteki yüzü var. Tosya`ya pirince giderken evdeki bulgurdan olma gibi bir şey işte!.. Günahları kendi hanelerine yazılıyor.
Tekfir etme, yani kafir ilan etme ameli iki tarafı keskin bir kılıca benzer. Düşmanınızı kesmezse, döner sizi keser. Ava giderken avlanmak gibi...


Kafir ilan edilen insanlar, Allah katında bu vasfı kazanmamışlarsa, ilan eden insanlar kafir olurlar. Bu çok kötü... Bir müslümanın elinden dilinden onu Kitap ve Sünnetin karşısında zor durumda bırakacak bir eylem vuku bulmamışsa, onu nasıl kafir edebiliriz?
Makam uğruna, iktidar uğruna, maddi menfaat uğruna müslümanları sevimsiz vasıflarla anmak akıl kârı olmasa gerek. Kardeşim, sizler neyinizi bölüşemiyorsunuz? Merak etmeyin Ankara hepinize de yeter.

Bir düşünsenize, o koca köyden kimler gelip geçmedi ki? Hem bu adamlar hangi kıstaslara göre bir diğer müslümanı kafir ilan edebiliyorlar?
Aslına bakılırsa, bu kavganın yapılma sebebi dava falan değil... İlgisi yok. Menfaatler çatışması desek yerinde olur. Bunun ötesinde "suyumu bulandırdın" gibi bir isim de yerine oturur tabii.

Diğer taaftan bizimkilerin 3 Kasım 2003`de aldıkları hezimetin vebalini omuzlarına yüklenecek günah keçileri aranıyor gibi. Bu da AK Parti olsa gerek! Beyler, başlarını avuclarının arasına alıp, "Biz nerede hata yaptık?" diye kendi kendilerine soracakları yerde, günah keçisi aramakla zaman kaybediyorlar. AK Parti`nin uysallığı, demegojiye ve polemige prim vermemesi ayrı bir dert konusu onlar için. Muhatabı delirtmenin doğru yollarından biri de bu olsa gerek.


AK Parti´nin tavanından tabanına kadar herkesin, suskunluğunu, samimiyetlerini ve saygılarını ötekiler asla haketmiyorlar diye düşünüyorum. Onlar da ötekiler gibi davranarak her yapılana cevap vermeye kalkışsalar, sanırım bu ülke yine yaşanmaz hale gelir. Ortada öyle bir rüzgarın estirilmek istendiğini görüyor ve kendimi 1980 öncesinin kardeş kavgasının içerisinde buluyorum. O günlerden ders alınmamış olması çok acı. Bu durumu uygun bulmuyorum. Müslümanları birbirlerinin düşmanı ve katili yapmaya yeltenenlerden nefret ediyorum desem yine mi sivri çıkış yapmış olurum acaba?


Bu insanlar kendi kuyularını kazmaktan vazgeçseler ne güzel olur. Koltuk uğruna düşmanlık yapmak ve rakibinin meydandan uzaklaşması için meşru olmayan yolları denemek pek akıllıca değil. Ahmet saf dışı olursa, Mehmet gelir. Belki de Allah dünyanın en şer insanlarını başımıza bela eder. Bunu hiç düşünen yok mu?


Tayyip Beyi ve partisini yok etmenin yolu kırıp dağıtmak değildir. Onların yaptıklarının daha güzelini yapmak en tesirli silahtır. Bu silah ne öldürür, ne günah kazandırır, ne de bizleri yıpratır. Bileğin gücü ile gelen bir başarı zulümle gelen başarıdan milyon kat daha güzeldir. Çirkinleşmenin ve çirkinleştirmenin maliyeti az olmasa gerek.
Cümle aleme duyurulur!..
Selam ve dua ile...

www.muhammedmucahid.com
e-mail: mokcu@msn.com