|
Vakit Bir
Yıldızını Kaybetti |
Evet bir yıldız
kayboldu Vakit semalarından. Ankaradaki kulağımızı...
İstihbaratçımızı... Vakitin ankara temsilcisini... Avrupa
baskısının 8. sayfasındaki dostumuzu kaybettik. Artık
gazetemizde arz-ı endam etmeyecekler.
Elveda dediler...
Nasıl oldu da böyle oldu, ama yıldızımız 8. sayfadan uçtu.
Hayat hikayesinin bir özetini bizlere hediye ederek gitti.
Meraktayız!.. Neden, niçin, nasıl diye meraktayız.
Sormadan, ben gidiyorum diyerek evi terkedenler gibi bir
yazı bırakarak gitmesinden dolayı...
Zamanı geldiğinde bırakmak olarak kabul etmemizi istiyor.
Bu mümkün mü? Sorular dizi dizi... Saymıyoruz biz bunu!..
Ankara temsilciliğine son demesini anlarız. Fakat
Ankaradaki kulağımız olmaya devam dese, ne olurdu.
Yeni açılım imkanlarına uzanmak... diyor.
Olabilir!..
Yani daha güzel, daha rahat bir mekanda geleceğe ait plan,
geleceğe ait kaynak konusu mu? Şimdilik öyle kabul edebilir
miyiz? Ya da buna yakın bir durum mu var?
Bu bile 8. sayfamızın yıldızının gidişini mazur görtermeye
yetmez. Nedenlerimiz var. Onları da bir kaç gün bekleyip,
konunun üzerindeki sisler dağılmasıntan sonraya bırakalım.
Patron yazar kavgası desem. Günah almış oluruz. Hayır ve
evet arasında bir yerde duralım.
Bu vedadan habersiz, Köln Kitap fuarında Vakitin Avrupa
temsilcisi Yaşar beye şunları aktarmıştım. Bizim camiada
bütün işler görünen ve görünmeyen fedakâr kahramanların
omuzlarında durur. Bu kahramanlar olmasa, bizim patronlar
çabuk çökerler demiştim.
Serdar Arseven görünen kahramanlardan biri idi.
Gidenlerin yerlerini doldurmak kolay olmamsa gerek. Hiç
değilse kalemine gem vurmamak lazım.
Yazık oldu avrupa baskımızın sekizinci sayfasına.
Hak helali mi?
Önce sen kendini affettirecek birşeyler yap, orasını biz
düşünürüz.
Allaha emanet ol Arseven. Fakat bize bir açıklama borcun
var. Sakın unutma!..
Ve sekizinci sayfa seni bekliyor...
Selam ve dua ile |
|
|